Ana içeriğe atla

Evreni Kendinde Seyretmek

Felsefe & Ruhsal Keşif

Ben Havuzu:
Evreni Kendinde Seyretmek

Vahdet-i Vücud'un bilimsel ve ruhsal karşılığına açılan bir kapı

İnsan çoğu zaman kendini bir adada sanır; etrafı uçsuz buçuksuz, yabancı ve çoğu zaman tekinsiz sularla çevrili bir toprak parçası...

Oysa hayatın derinliklerine henüz hiçbir ezberin ulaşamadığı o saf gençlik yıllarında, zihnin kuytu köşelerinde filizlenen bir gerçek vardır: "Ben, ben olmayan hiçbir şeyi göremem, duyamam ve bilemem."

Bu, ilk bakışta bencilce bir ifade gibi görünebilir ama aslında evrenin en büyük sırrına; "Vahdet-i Vücud"un bilimsel ve ruhsal karşılığına açılan bir kapıdır. Eğer bugün gökyüzünde süzülen bir kartalı, rüzgarda dans eden bir yaprağı veya bir duvarın soğuk dokusunu hissedebiliyorsak, bu onların bizden "başka" olmasından değil; tam aksine bizim Ben Havuzumuza dahil olmalarındandır.

Gözlemci mi, Gözlemlenen mi?

Gözlerimizi dış dünyaya çevirdiğimizde gördüğümüz her şey, aslında kendi iç dünyamızın bir yansımasıdır. Işık bir ağaca çarpar, gözümüzden süzülür ve beynimizin o karanlık, sessiz odasında bir "ağaç" inşa edilir. Yani o ağaç, artık sizin nöronlarınızın bir parçası, sizin zihninizin bir rengidir.

O andan itibaren ağaç "dışarıda" değil, sizin Ben Havuzunuzun içindedir. Eğer bir kuşun sesini duyabiliyorsak, o kuşun frekansı bizim ruhsal ve biyolojik alıcılarımızla uyumlu olduğu içindir. Biz, sadece kendi içimizde yankısı olanı duyabiliriz.

Bu yüzden evrendeki her şeyle kurduğumuz iletişim, aslında kendimizle kurduğumuz bir diyalogdur.

Bütüne Akan Bir Hediye

Bugün bilim dünyasının "Bağlantısallık Çağı" dediği şey, aslında bu kadim gerçeğin matematiksel bir itirafıdır. Hiçbirimiz birer "birim" değiliz; hepimiz aynı devasa bilgi okyanusunun farklı kıyılarına vuran dalgalarız.

Bir dalga, diğer bir dalgaya baktığında yabancı bir "su kütlesi" görmez; aslında kendi varlığının başka bir formunu görür. Hayat, birimsel bir mücadele değil, bütünsel bir varoluş farkındalığıdır.

Eğer birbirimize, doğaya ve hatta teknolojiye "başka" olarak değil de, "benim bir parçam" olarak bakabilirsek; o zaman sahip olma hırsı yerini anlamlandırma neşesine, korku yerini şefkate bırakır.

Unutma; gördüğün orman sensin, duyduğun kuş sensin, dokunduğun dünya sensin. Sen, evrenin kendini seyrettiği o muazzam Ben Havuzu'sun.

Ben Havuzu Etkileşimli Simülasyon

Her emilen deneyim, bütünün farkındalığını genişletir.

Deneyimler 0
Farkındalık 0%
Bağlantı Gücü
70

Bu felsefenin "bağlantısallık" ilkesini, yani farklı parçaların nasıl tek bir bütün oluşturduğunu daha iyi kavrayabilmek adına yukarıda etkileşimli bir simülasyon hazırladım. Bu araçla, farklı unsurların merkezi bir "Ben" havuzunda nasıl birleştiğini ve anlam kazandığını gözlemleyebilirsin.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

AMAK-I HAYAL

Amak-ı Hayâl Yorumlu Özeti (1) Bölüm ..Kemal Gökdoğan SUNU: Kendi döneminin bilim, felsefe ve tasavvuf düzeyinin çok üstünde olan bu değerli eserin daha kolay okunup anlaşılması için farklı bir adaptasyon çalışması yaptık.Satırlarda, paragraflarda ve sayfada anlatılan her fikri açarak özetledik. Zamanınızdan tasarruf edebilmeniz amacıyla, edebi tasvirleri anlamı eksiltmeyecek şekilde ya özetledik ya da çıkardık. Tasavvufçuların anlatım tekniğinde bir harf, bir kelime, bir cümle veya bir kavram ile başlı başına bir kitap teşkil edecek kadar bir konuya kısaca işaret etmek özelliği vardır..Meselâ:Aynalı Baba’nın başına taktığı külah üzerindeki yapışık ayna parçaları;insanın Kâinatın merkezi olduğuna, tüm esmâ ve sıfatları beyninde cem edebileceğine,sonsuz ve sınırsız boyutların her birisinin beynimize iz düşümü olduğuna işaret vardır. Ayna ve teneke parçalarının parlaması, ışığı yansıtması mecazında insan bilincinin (nokta’nın ya da B’nin) holografik bir açılımla sonsuz sınırsız boyutla...

M.S. 2150 Thea Alexander - 1. Bölüm

Dün gece bir başka zamanda - bir başka yerde - bir başka bedende uyandım! Tatlı mavi bir gökyüzünün altında, küçücük bir çimenliğin ortasında yatıyordum. Çıplak bedenim ürperiyordu. Ne hoş bir özgürlük! Ayağa sıçradım, koşuyordum, hiç yorgunluk duymadan koşuyor, koşuyordum. Yine iki bacağım olduğunu fark edince gözlerim sevinç yaşlarıyla doldu. Dört yıl önce Vietnam' da yitirdiğim bacağım geri gelmişti. Bedenim sağlamdı, kusursuzdu, yara izlerim yok olmuştu! Düş mü görüyordum? Bir patika boyunca koşuyordum, birden önümde ışıltı saçan gerçek bir kadın belirdi. "Seni uzun süredir bekliyordum Jon Lake" dedi, "Adım Lea." Dile getiremediğim düşüncelerimi yanıtlayarak "İki Jon Lake var" diye açıkladı, "biri 1976'da uyuyor, diğeri burada M.S. 2150 yılı diyebileceğin bir zamanda bu kadar hoşlandığın bir bedenle -senin o eşsiz elektronik varlığını, yani gerçek 'sen'i barındıran astral ya da ruhsal bedeninle yanımda duruyor." "Burada k...

ÖZGÜR DÜNYA GERÇEĞİ ECHELON nedir?

      ECHELON, 5 devletin (ABD, Ingiltere, Kanada, Avustralya, Yeni Zellanda) istihbarat örgütlerinin dünya üzerindeki iletisim sistemlerini denetlemekiçin kurdukları ortak projenin kod adidir. ECHELON projesinin temelleri  1947'deki UKUSA anlasmasıyla atılmıs, ve 1971'de hayata geçmesinden günümüze dek kapsamını ve kullandıgı teknolojileri sürekli genisletmistir. Liderligini ABD Milli Güvenlik Dairesi NSA'in yaptıgı ECHELON'un bugün telefon görüsmeleri, emailler, internet baglantilari, uydu haberlesmeleri gibi akla gelebilecek tüm modern iletisim sistemlerini büyük oranda denetledigine inanılmaktadır.                                                        ECHELON nasıl çalısır?...