Ana içeriğe atla

Meditasyon

 

Bırakma ve Soyunma Meditasyonu

Bütün tanımlardan soyunmak, sonra onları yeniden bilinçle kuşanmak...

Bazen insan kendisini o kadar çok isimle, sıfatla ve hikâyeyle tanımlar ki, bütün bunların altında sessizce duran özü fark etmek zorlaşır.

Ben kimim?

Bu sorunun peşinden giderken aklıma farklı bir meditasyon şekli geldi. Buna “Bırakma ve Soyunma Meditasyonu” adını verdim.

Buradaki “soyunmak”, bedeninden veya hayatından kaçmak anlamında değildir. Aksine, üzerimize aldığımız isimleri, kimlikleri, sıfatları ve tanımları bir süreliğine bırakıp onların arkasındaki sessizliği fark etmeye çalışmaktır.

Sonra ise bıraktıklarımızı yeniden alırız. Fakat bu kez onların bizi tanımlamasına izin vermeden...

──────────────────

Meditasyona Başlarken

Kendine ait, seni rahatlatan güzel bir müzik seç.

Rahatsız edilmeyeceğin sakin bir yere uzan.

Gözlerini kapat.

Hiçbir şeyi değiştirmeye çalışma.

Sadece nefesini fark et.

Al...

Ve bırak...

Bir süre nefesinin kendi doğal ritminde akmasına izin ver.

İsimden Soyunmak

Şimdi kendine doğru dön.

Önce isminden soyun.

İçinden kendi ismini söyle:

“Ben Mehmet'im...”

“Mehmet'i bırakıyorum.”

İsminin sende oluşturduğu bütün çağrışımları, geçmişi, hikâyeleri ve anlamları bir süreliğine bırak.

İsim yok.

Sadece farkındalık var.

Bedenden Soyunmak

Şimdi bedenine dön.

Ayaklarını fark et.

“Ayaklarımdan soyunuyorum.”

Bacaklarını fark et.

“Bacaklarımdan soyunuyorum.”

Ellerini...

Kollarını...

Omuzlarını...

Başını...

Yüzünü...

Ve bütün bedenini fark et.

“Bedenimden de soyunuyorum.”

Bedenini inkâr etmiyorsun. Sadece bir süreliğine onu “ben” diye tanımlamayı bırakıyorsun.

Kimliklerden Soyunmak

Şimdi sıra kimliklerinde.

Aklına gelen her tanımı, hiçbirini zorlamadan birer birer fark et.

“Ben bir babayım...”

Ve bırak.

“Babalığı bırakıyorum.”

“Ben bir eşim...”

Ve bırak.

“Eşlik kimliğini bırakıyorum.”

Sonra aklına gelen diğer bütün tanımlar...

Mesleğin...

Geçmişin...

Yaşın...

Memleketin...

Başarıların...

Başarısızlıkların...

Sevdiklerin...

Sevmediklerin...

Sana söylenmiş güzel sözler...

Sana yüklenmiş sıfatlar...

Kendin hakkında oluşturduğun bütün düşünceler...

Her biri için sadece fark et ve bırak.

“Bu da bir tanım.”

“Bunu da bırakıyorum.”

Dünyanın İsimlerinden Soyunmak

Şimdi daha da derine in.

Dünyaya ait bildiğin şeyleri düşün.

Bir ağaç...

Bir gül...

Bir koku...

Bir renk...

Bir ev...

Bir yol...

Bir şehir...

Bir dağ...

Bir deniz...

Aklına ne gelirse...

Onların isimlerini içinden söyle.

“Gül...”

Ve bırak.

“Koku...”

Ve bırak.

“Ağaç...”

Ve bırak.

“Dünya...”

Ve bırak.

İsimleri bırak.

Tanımları bırak.

Bildiklerini bırak.

Çünkü şu anda hiçbir şeyi bilmek zorunda değilsin.

Hiçbir şeyi adlandırmak zorunda değilsin.

Hiçbir kimliğe tutunmak zorunda değilsin.

İsimsiz kal.

Tanımsız kal.

Sadece farkında ol.

Şimdi hiçbir şeyi arama.

Hiçbir şey olmaya çalışma.

Sadece orada ol.

Sessizliğin içinde...

Kendine hiçbir isim vermeden...

Hiçbir sıfat kullanmadan...

Hiçbir hikâyeye tutunmadan...

Sadece farkındalık olarak kal.

Yeniden Almak

Şimdi meditasyonun diğer bölümüne geçiyoruz.

Sağ tarafında, biraz önce bıraktığın bütün kimliklerin, beden algının, isimlerin, tanımların ve dünyaya ait kavramların durduğunu hayal et.

Hepsi orada.

Sen onlardan soyundun.

Onlara uzaktan bakıyorsun.

Ve şimdi...

Onları yeniden, bilinçli bir şekilde almaya başlıyorsun.

Önce ismini...

“Mehmet...”

İsmini geri al.

Sonra bedenini...

Ellerini...

Kollarını...

Ayaklarını...

Bacaklarını...

Başını...

Bütün bedenini...

Bedenini yeniden kabul et.

Sonra kimliklerini...

“Babayım.”

“Eşim.”

Ve hayatında taşıdığın diğer bütün tanımları...

Her birini yeniden al.

Ama bu defa farklı bir yerden.

Onlar artık seni tanımlayan mutlak gerçekler değil.

Onlar hayatın içinde kullandığın kimlikler.

Sen onları taşıyorsun.

Ama onlar senden büyük değiller.

Güneşin Etrafında Dönenler

Şimdi gözünün önünde şöyle bir görüntü oluşsun:

Sen ortada bir güneş gibisin.

Az önce bıraktığın ve şimdi yeniden aldığın bütün kimlikler, bütün tanımlar ve bütün kavramlar senin etrafında dönüyor.

Baba...

Eş...

Mehmet...

Beden...

Dünya...

Gül...

Koku...

Hayat...

Hepsi etrafında.

Ama sen onların hiçbiri değilsin.

Ve aynı zamanda...

Hepsini taşıyabiliyorsun.

Onlara sahip olabilirsin...

Onları yaşayabilirsin...

Ama gerektiğinde bırakabileceğini de biliyorsun.

Şimdi içinden yavaşça söyle:

“Ben kimliklerimi taşıyorum ama kimliklerimden ibaret değilim.”

“Ben bedenimi taşıyorum ama yalnızca bedenim değilim.”

“Ben dünyayı görüyorum ama dünyaya verdiğim isimlerden ibaret değilim.”

“Bırakabilirim.”

“Alabilirim.”

“Soyunabilirim.”

“Giyinebilirim.”

Ve son olarak:

“Ama özümde, bütün bu tanımlardan önce gelen bir farkındalık var.”

Bir süre sadece nefesini dinle.

Hiçbir şey yapma...

Hazır olduğunda bedenini tekrar hisset.

Ellerini...

Ayaklarını...

Bulunduğun yeri...

Müziği...

Nefesini...

Ve gözlerini yavaşça aç.

Meditasyon sona erdi.

Belki de mesele bütün kimliklerden kurtulmak değil...

Onların hiçbiri olmadığını ve aynı zamanda hepsini özgürce taşıyabileceğini fark etmektir.

Bırak...

Soyun...

Sessizliği fark et...

Sonra yeniden al.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

AMAK-I HAYAL

Amak-ı Hayâl Yorumlu Özeti (1) Bölüm ..Kemal Gökdoğan SUNU: Kendi döneminin bilim, felsefe ve tasavvuf düzeyinin çok üstünde olan bu değerli eserin daha kolay okunup anlaşılması için farklı bir adaptasyon çalışması yaptık.Satırlarda, paragraflarda ve sayfada anlatılan her fikri açarak özetledik. Zamanınızdan tasarruf edebilmeniz amacıyla, edebi tasvirleri anlamı eksiltmeyecek şekilde ya özetledik ya da çıkardık. Tasavvufçuların anlatım tekniğinde bir harf, bir kelime, bir cümle veya bir kavram ile başlı başına bir kitap teşkil edecek kadar bir konuya kısaca işaret etmek özelliği vardır..Meselâ:Aynalı Baba’nın başına taktığı külah üzerindeki yapışık ayna parçaları;insanın Kâinatın merkezi olduğuna, tüm esmâ ve sıfatları beyninde cem edebileceğine,sonsuz ve sınırsız boyutların her birisinin beynimize iz düşümü olduğuna işaret vardır. Ayna ve teneke parçalarının parlaması, ışığı yansıtması mecazında insan bilincinin (nokta’nın ya da B’nin) holografik bir açılımla sonsuz sınırsız boyutla...

M.S. 2150 Thea Alexander - 1. Bölüm

Dün gece bir başka zamanda - bir başka yerde - bir başka bedende uyandım! Tatlı mavi bir gökyüzünün altında, küçücük bir çimenliğin ortasında yatıyordum. Çıplak bedenim ürperiyordu. Ne hoş bir özgürlük! Ayağa sıçradım, koşuyordum, hiç yorgunluk duymadan koşuyor, koşuyordum. Yine iki bacağım olduğunu fark edince gözlerim sevinç yaşlarıyla doldu. Dört yıl önce Vietnam' da yitirdiğim bacağım geri gelmişti. Bedenim sağlamdı, kusursuzdu, yara izlerim yok olmuştu! Düş mü görüyordum? Bir patika boyunca koşuyordum, birden önümde ışıltı saçan gerçek bir kadın belirdi. "Seni uzun süredir bekliyordum Jon Lake" dedi, "Adım Lea." Dile getiremediğim düşüncelerimi yanıtlayarak "İki Jon Lake var" diye açıkladı, "biri 1976'da uyuyor, diğeri burada M.S. 2150 yılı diyebileceğin bir zamanda bu kadar hoşlandığın bir bedenle -senin o eşsiz elektronik varlığını, yani gerçek 'sen'i barındıran astral ya da ruhsal bedeninle yanımda duruyor." "Burada k...

ÖZGÜR DÜNYA GERÇEĞİ ECHELON nedir?

      ECHELON, 5 devletin (ABD, Ingiltere, Kanada, Avustralya, Yeni Zellanda) istihbarat örgütlerinin dünya üzerindeki iletisim sistemlerini denetlemekiçin kurdukları ortak projenin kod adidir. ECHELON projesinin temelleri  1947'deki UKUSA anlasmasıyla atılmıs, ve 1971'de hayata geçmesinden günümüze dek kapsamını ve kullandıgı teknolojileri sürekli genisletmistir. Liderligini ABD Milli Güvenlik Dairesi NSA'in yaptıgı ECHELON'un bugün telefon görüsmeleri, emailler, internet baglantilari, uydu haberlesmeleri gibi akla gelebilecek tüm modern iletisim sistemlerini büyük oranda denetledigine inanılmaktadır.                                                        ECHELON nasıl çalısır?...