İnsan zihni sonsuzluğu kolay kavrayamaz. Çünkü zihin, anlamak için sınır ister. Bir şeyi görmek ister. Tutmak ister. Ona bir isim vermek ister. Ve çoğu zaman bir şeye isim verdiğimizde, onu bildiğimizi zannederiz. Oysa belki de isim vermek, bilmekten çok sınırlamaktır. Bir noktaya “bu şudur” dediğimiz anda, aslında o şeyi kendi algımızın sınırlarına indiririz. Onu bütünüyle kavramış olmayız; sadece zihnimizin tutabildiği kadarına bir ad vermiş oluruz. Belki de bütün tanımlar böyledir. Bir hakikatin tamamı değil, o hakikatin bize dönük yüzüdür. Mesela “bir” dediğimizde neyi kastederiz? Bize küçük yaşta rakamlar öğretildi. 0’dan 9’a kadar. Sonra saymayı öğrendik. Bir, iki, üç, dört… Ve zamanla bu rakamların gerçekten birbirinden ayrı şeyler olduğunu düşündük. Ama biraz durup bakınca, insanın zihninde başka bir kapı aralanıyor. Acaba “bir” dediğimiz şey, gerçekten bildiğimiz kadar basit midir? Yoksa “bir”, sonsuz olanın algı âleminde aldığı ilk isim midir? Sanki sonsuz olan, görünür olmak...
Meraklı zihinler için bir buluşma noktası... Her yazımda düşündüren, ilham veren içeriklerle içsel bir yolculuğa çıkıyoruz. Hoş geldiniz.