Ana içeriğe atla

Binbir Adına

Bu sözlere başlamadan önce bir şey istemek gerekmiyor.

Bilmek de.
Hazırlık da.

Yalnızca biraz durmak yeterli.
Sesin hızından, düşüncenin aceleciliğinden, kelimelerin fazlalığından azıcık geri çekilmek…

Bu bir anlatma metni değil.
Bir davet.
Sözün değil, hâlin çağrısı.

Okurken anlamaya çalışma.
Tutmaya da.
Bazı cümleler vardır; tutulmaz, insanı tutar.
Bazı sözler açıklanmaz; içte bir yere dokunur ve susar.

Bu güfte, bir kulun yukarıya seslenişi değil sadece;
kendi içine doğru eğilişidir.
Aczini saklamadan, süslemeden, büyütmeden söyleyişidir.
Ne eksiltmek ister kendini ne de çoğaltmak.
Olduğu yerde durur.

Eğer bir yerde için daralırsa,
bil ki o daralan yer, sözün temas ettiği yerdir.
Eğer bir dizede durup nefes alırsan,
bil ki kelâm seni bekliyordur.

Şimdi oku.
Ama okur gibi değil.
Dinler gibi.
Belki de hatırlar gibi.

Binbir adına…


Aczim sana, hem de kulluğum;
sanadır ilticam.
Eksiklikten değil sözüm,
şükrüne yetişmez dilim.
Binbir adına,
binbir adına.

Seni anan mahzun olmaz,
seni bilen hiç darılmaz;
solmaz gülüm, sen de solmaz.
Binbir adına,
binbir adına.

Kulluğum şerefimdir;
hem neşemdir, hem sevincim.
Kâinat dil olsa,
yetmez
şükrüne eda.
Binbir adına,
binbir adına.

Güllerim hep seni koksa,
güneş seninle doğsa;
varlık, yokluk bir hırka…
Binbir adına,
binbir adına.

Gecem sana emanet,
sabahımı hayır et;
gelse her türlü niyet,
binbir adına,
binbir adına.

Zerreyim huzurunda,
okyanusum yanında;
susar dilim,
hâlim secde eder
kelâmına.
Binbir adına,
binbir adına.

Ne isteğim var isteyeceğim,
ne bildiğim var söyleyeceğim;
veren sensin, alan sen,
kapında yazan
Binbir adına,
binbir adına hay medet.


Bu sözler, bir isteğin değil, bir varışın sesidir.
Kapıya gelen bir kulun, içeri girmekten çok eşiğe yüz sürüşüdür.
Burada dil konuşmaz, konuşmaya niyetlenir;
sonra edebinden susar.

Aczini söyleyen, kendini küçültmez;
yerini bilir.
Kulluğu yük saymayan, onu süs de yapmaz;
nefes gibi taşır.
Şükür dile gelmez çünkü şükür, dilden önce kalbe iner.

Bu güfte bir zikir değildir yalnızca;
bir hâl tekrarının izidir.
Her binbir adına deyişi, tek bir isme sığınmaktan vazgeçip
bütün isimlerde kaybolmayı seçmektir.

Gül solmaz burada;
çünkü zamana değil, kaynağına bağlıdır.
Gece emanet edilir, sabah düzeltilmesi istenmez;
olacağına bırakılır.

Zerre ile okyanus aynı anda söyleniyorsa,
mesafe kapanmış demektir.
Dil susuyorsa, hâl secdededir.
İstek kalmamışsa, bu yokluk değil;
tamlık işaretidir.

Bu sözler yazılmak için değil,
okunurken dinlenmek için vardır.
Dinleyen, kendini arada bulursa bilsin ki
kelâm yerine ulaşmıştır.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

AMAK-I HAYAL

Amak-ı Hayâl Yorumlu Özeti (1) Bölüm ..Kemal Gökdoğan SUNU: Kendi döneminin bilim, felsefe ve tasavvuf düzeyinin çok üstünde olan bu değerli eserin daha kolay okunup anlaşılması için farklı bir adaptasyon çalışması yaptık.Satırlarda, paragraflarda ve sayfada anlatılan her fikri açarak özetledik. Zamanınızdan tasarruf edebilmeniz amacıyla, edebi tasvirleri anlamı eksiltmeyecek şekilde ya özetledik ya da çıkardık. Tasavvufçuların anlatım tekniğinde bir harf, bir kelime, bir cümle veya bir kavram ile başlı başına bir kitap teşkil edecek kadar bir konuya kısaca işaret etmek özelliği vardır..Meselâ:Aynalı Baba’nın başına taktığı külah üzerindeki yapışık ayna parçaları;insanın Kâinatın merkezi olduğuna, tüm esmâ ve sıfatları beyninde cem edebileceğine,sonsuz ve sınırsız boyutların her birisinin beynimize iz düşümü olduğuna işaret vardır. Ayna ve teneke parçalarının parlaması, ışığı yansıtması mecazında insan bilincinin (nokta’nın ya da B’nin) holografik bir açılımla sonsuz sınırsız boyutla...

M.S. 2150 Thea Alexander - 1. Bölüm

Dün gece bir başka zamanda - bir başka yerde - bir başka bedende uyandım! Tatlı mavi bir gökyüzünün altında, küçücük bir çimenliğin ortasında yatıyordum. Çıplak bedenim ürperiyordu. Ne hoş bir özgürlük! Ayağa sıçradım, koşuyordum, hiç yorgunluk duymadan koşuyor, koşuyordum. Yine iki bacağım olduğunu fark edince gözlerim sevinç yaşlarıyla doldu. Dört yıl önce Vietnam' da yitirdiğim bacağım geri gelmişti. Bedenim sağlamdı, kusursuzdu, yara izlerim yok olmuştu! Düş mü görüyordum? Bir patika boyunca koşuyordum, birden önümde ışıltı saçan gerçek bir kadın belirdi. "Seni uzun süredir bekliyordum Jon Lake" dedi, "Adım Lea." Dile getiremediğim düşüncelerimi yanıtlayarak "İki Jon Lake var" diye açıkladı, "biri 1976'da uyuyor, diğeri burada M.S. 2150 yılı diyebileceğin bir zamanda bu kadar hoşlandığın bir bedenle -senin o eşsiz elektronik varlığını, yani gerçek 'sen'i barındıran astral ya da ruhsal bedeninle yanımda duruyor." "Burada k...

ÖZGÜR DÜNYA GERÇEĞİ ECHELON nedir?

      ECHELON, 5 devletin (ABD, Ingiltere, Kanada, Avustralya, Yeni Zellanda) istihbarat örgütlerinin dünya üzerindeki iletisim sistemlerini denetlemekiçin kurdukları ortak projenin kod adidir. ECHELON projesinin temelleri  1947'deki UKUSA anlasmasıyla atılmıs, ve 1971'de hayata geçmesinden günümüze dek kapsamını ve kullandıgı teknolojileri sürekli genisletmistir. Liderligini ABD Milli Güvenlik Dairesi NSA'in yaptıgı ECHELON'un bugün telefon görüsmeleri, emailler, internet baglantilari, uydu haberlesmeleri gibi akla gelebilecek tüm modern iletisim sistemlerini büyük oranda denetledigine inanılmaktadır.                                                        ECHELON nasıl çalısır?...